16 - NAHL
Bismillahirrahmanirrahim
1. Eta emrullahi fe la testa'ciluh sübhanehu ve teala amma yüşrikun
2. Yünezzilül melaikete bir ruhı min emrihı ala mey yeşaü min ıbadihı en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun
3. Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yüşrikun
4. Halekal insane min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübiyn
5. Vel en'ame halekaha lemük fıha dif'üv ve menafiu ve minha te'külun
6. Ve leküm fıha cemalün hıyne türıhune ve hıyne tesrahun
7. Ve tahmilü eskaleküm ila beledil lem tekunu baliğıyhi illa bi şikkıl enfüs inne rabbeküm le raufür rahıym
Bismillahirrahmanirrahim
1. Eta emrullahi fe la testa'ciluh sübhanehu ve teala amma yüşrikun
2. Yünezzilül melaikete bir ruhı min emrihı ala mey yeşaü min ıbadihı en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun
3. Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yüşrikun
4. Halekal insane min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübiyn
5. Vel en'ame halekaha lemük fıha dif'üv ve menafiu ve minha te'külun
6. Ve leküm fıha cemalün hıyne türıhune ve hıyne tesrahun
7. Ve tahmilü eskaleküm ila beledil lem tekunu baliğıyhi illa bi şikkıl enfüs inne rabbeküm le raufür rahıym
8. Vel hayle vel biğale vel hamira li terkebuha ve zıneh ve yahlüku ma la ta'lemun
9. Ve alellahi kasdus sebıli ve minha cair ve lev şae le hedaküm ecmeıyn
10. Hüvellezı enzele mines semai mael leküm minhü şerabüv ve minhü şecerun fıhi tüsiymun
11. Yümbitü leküm bihiz zer'a vez zeytune ven nehıyle ven a'nabe ve min küllis semarat inne fı zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun
12. Ve sehhara lekümül leyle ven nehara veş şemse vel kaner ven nücumü müsahharatüm bi emrih inne fı zalike le ayatil li kavmiy ya'kılun
13. Ve ma zerae leküm fil erdı muhtelifen elvanüh inne fı zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun
14. Ve hüvellezı sehharal bahra li te'külu minhü lahmen tariyyev ve testahricu minhü hılyeten telbesuneha ve teral fülke mevahıra fıhi ve li tebteğu min fadlihı ve lealleküm teşkürun
15. Ve elka fil erdı ravasiye en temıde biküm ve enharav ve sübülel lealleküm tehtedun
16. Ve alamat ve bin necmi hüm yehtedun
17. E fe mey yahlüku ke mel la yahluk e fe la tezekkerun
18. Ve in teuddu nı'metellahi la tuhsuha innellahe le ğafurur rahıym
19. Vallahü ya'lemü ma tüsirrune ve ma tu'linun
20. Vellezıne yed'une min dunillahi la yahlükune şey'ev ve hüm yuhlekun
21. Emvatün ğayru ahya' ve ma yeş'urune eyyane yüb'asun
22. İlahüküm ilahüv vahıd fellezıne la yü'minune bil ahırati kulubühüm münkiratüv ve hüm müstekbirun
23. La cerame ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun innehu la yühıbbül müstekbirın
24. Ve iza kıyle lehüm maza enzele rabbüküm kalu esatıyrul evvelın
25. Li yahmilu evzarahüm kamiletey yevmel kıyameti ve min evzarillezıne yüdıllunehüm bi ğayri ılm e la sae ma yezirun
26. Kad mekarallezıne min kablihim fe etellahü bünyanehüm minel kavaıdi fe harra aleyhimüs sakfü min fevkıhim ve etahümül azabü min haysü la yeş'urun
27. Sümme yevmel kıyameti yuhzıhüm ve yekulü eyne şürakaiyellezıne küntüm tüşakkune fıhim kalellezıne utül ılme innel hızyel yevme ves sue lalel kafirın
28. Ellezıne teteveffahümül melaiketü zalimı enfüsihim fe elkavüs seleme ma künna na'melü min su' bela innellahe alımüm bima küntüm ta'melun
29. Fedhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe lebi'se mesvel mütekebbirın
30. Ve kıyle lillezınettekav maza enzele rabbüküm kalu hayra lillezıne ahsenu fı hazihıd dünya haseneh ve le darul ahırati hayr ve le nı'me darul müttekıyn
31. Cennatü adniy yedhuluneha tecrı min tahtihel enharu lehüm fıha ma yeşaun kezalike yeczillahül müttekıyn
32. Ellezıne teteveffahümül melaiketü tayyibıne yekulune selamün aleykümüdhulül cennete bima küntüm ta'melun
33. Hel yenzurune illa en te'tiyehümül melaiketü ev ye'tiye emru rabbik kezalike fealellezıne min kablihim ve ma zalemehümüllahü ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
34. Fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
35. Ve kalellezıne eşraku lev şaellahü ma abedna min dunihı min şey'in nahnü ve la abaüna ve la harramna min dunihı min şey' kezalike fealellezıne min kablihim fe hel aler rusüli illel belağul mübın
36. Ve le kad beasna fı külli ümmetir rasulen enı'büdüllahe vectenibüt tağut fe minhüm men hedellahü ve minhüm men hakkat aleyhid dalaleh fe sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetül mükezzibın
37. İn tahrıs ala hüdahüm fe innellahe la yehdı mey yüdıllü ve ma lehüm min nasırın
38. Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb'asüllahü mey yemut bela va'den aleyhi hakkav ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun
39. Li yübeyyine lehümüllezı yahtelifune fıhi ve li ya'lemellezıne keferu ennehüm kanu kazibın
40. İnnema kavlüna li şey'in iza eradnahü en nekule lehu kün fe yekun
41. Vellezıne haceru fillahi mim ba'di ma zulimu le nübevviennehüm fid dünya haseneh ve le ecrul ahırati ekber lev kanu ya'lemun
42. Ellezıne saberu ve ala rabbihim yetevekkelun
43. Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun
44. Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun
45. E fe eminellezıne mekerus seyyiati ey yahsifellahü bihimül erda ev ye'tiyehümül azabü min haysü la yaş'urun
46. Ev ye'huzehüm fı tekallübihim fe ma hüm bi mu'cizın
47. Ev ye'huzehüm ala tehavvüf fe inne rabbeküm le raufür rahıym
48. E ve lem yerav ila ma halekallahü min şey'iy yetefeyyeü zılalühu anil yemıni veş şemaili süccedel lillahi ve hüm dahırun
49. Ve lillahi yescüdü ma fis semavati ve ma fil erdı min dabbetiv vel melaiketüe hüm la yestekbirun
50. Yehafune rabbehüm min fevkıhim ve yef'alune ma yü'merun
51. Ve kalellahü la tettehızu ilaheynisneyn innema hüve ilahüv vahıd fe iyyaye ferhebun
52. Ve lehu ma fis semavati vel erdı ve lehüd dınü vasıba e fe ğayrallahi tettekun
53. Ve ma büküm min nı'metin fe minellahi sümme iza messekümüd durru fe ileyhi tec'erun
54. Sümme iza keşefed durra anküm iza ferıkum minküm bi rabbihim yüşrikun (49.ayet secde ayetedir.)
55. Li yekfüru bima ateynahüm fe temetteu fe sevfe ta'lemun
56. Ve yec'alune li ma la ya7lemune nasıybem mimma razaknahüm tellahi le tüs'elünne amma küntüm tefterun
57. Ve yec'alune lillahil benati sübhanehu ve lehüm ma yeştehun
58. Ve iza büşşira ehadühüm bil ünsa zalle vechühu müsveddev ve hüve kezıym
59. Yetevara minel kavmi min sui ma büşşira bih e yümsikühu ala hunin em yedüssühu fit türab e la sae ma yahkümun
60. Lillezıne la yü'minine bel ahırate meselüs sev' ve lillahil meselül a'la ve hüvel azızül hakım
61. Ve lev yüahızüllahün nase bi zulmihim ma terake aleyha min dabbetiv ve lakiy yüehhıruhüm ila ecelim müsemma fe iza cae ecelühüm la yeste'hırune saatev ve la yestakdimun
62. Ve yec'alune lillahi ma yekrahune ve tesıfü elsinetühümül kezibe enne lehümül husna la cerame enne lehümün nara ve ennehüm müfratun
63. Tellahi le kad erselna ila ümemim min kablike fe zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe hüve veliyyühümül yevme ve lehüm azabün elım
64. Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tübeyyine lehümüllezıhtelefu fıhi ve hüdev ve rahmetel li kavmiy yü'mininun
65. Vallahü enzele mines semai maen fe ahya bihil erda ba'de mevtiha inne fı zalike le ayatel li kavmiy yesmeun
66. Ve inne leküm fil en'ami le ıbrah nüskıyküm mimma fı bütunihı mim beyni fersiv ve demil lebenen halisan saiğal liş şaribın
67. Ve min semaratin nehıyli vel a'nabi tettehızune minhü sekerav ve rizkan hasena inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya'kılun
68. Ve evha rabbüke ilen nahli enittehızı minel cibali büyutev ve mineş şeceri ve mimma ya'rişun
69. Sümme külı min külles semarati feslükı sübüle rabbiki zülüla yahrucü mim butuniha şerabüm muhtelifün elvanühu fıhi şifaül linnas inne fı zalike le ayatel li kavmiy yetefekkerun
70. Vallahü halekaküm sümme yeteveffaküm ve minküm mey yüraddü ila erzelil umuri li keyla ya'leme ba'de ılmin şey'a innellahe alımün kadır
71. Vallahü faddale ba'daküm ala ba'dın fir rızk femellezıne füddılu bi raddı rizkıhim ala ma meleket eymanühüm fe hüm fıhi seva' ife bi nı'metillahi yechadun
72. Vallahü ceale leküm min enfüsiküm ezvacev ve ceale leküm min ezvaciküm benıne ve hafedetev ve razekaküm minet tayyibat e fe bil batıli yü'minune ve bi nı'metillahi hüm yekfurun
73. Ve ya'büdune min dunillahi ma la yemlikü lehüm rizskam mines semavati vel erdı şey'ev ve la yestetıy'un
74. Fe la tadribu lillahil emsal innellahe ya'lemü ve entüm la ta'lemun
75. Darabellahü meselen abdem memlukel la yakdiru ala şey'iv ve mer razaknahü minna zirkan hasenen fe hüve yünfiku minhü sirrav ve cehra hel yestevun elhamdü lillah bel ekseruhüm la ya'lemun
76. Ve darabellahü meseler racüleyni ehadühüma ebkemü la yakdiru ala şey'iv ve hüve kellün ala mevlahü eynema yüveccihhü la ye'ti bi hayr hel yestevı hüve ve mey ye'müru bil adli ve hüve ala sıratım müstekıym
77. Ve lillahi ğaybüs semavati vel ard ve ma emrus saati illa ke lemhıl besari ev hüve akrab innellahe ala külli şey'in kadır
78. Vallahü ahraceküm mim bütuni ümmehatiküm la ta'lemune şey'ev ve ceale lekümüs sem'a vel ebsara vel ef'idete lealleküm teşkürun
79. E lem yerav ilet tayri müsehharatin fı cevvis sema' ma yümsikühünne illellah inne fı zalike le ayatil li kavmiy yü'minun
80. Vallahü ceale leküm min cüludil en'ami büyuten testehıffuneha yevme za'niküm ve yevme ikametiküm ve min asvafiha ve evbariha ve eş'ariha esasev ve metaan ila hıyn
81. Vallahü ceale leküm mimma haleka zılalev ve ceale leküm minel cibali eknanev ve ceale leküm serabiyle tekıykümül harra ve serabiyle tekıyküm be'seküm kezalike yütimmü nı'metehu aleyküm lealleküm tüslimun
82. Fe in tevellev fe innemü aleykel belağul mübın
83. Ya'rifune nı'metellahi sümme yünkiruneha ve ekseruhümül kafirun
84. Ve yevme neb'asü min külli ümmetin şehıden sümme la yü'zenü lillezıne keferu ve la hüm yüsta'tebun
85. Ve iza raellezıne zalemül azabe fe la yühaffefü anhüm ve la hüm yünzarun
86. Ve iza raellezıne eşraku şürakaehüm kalu rabbena haülai şürakaünellezıne künna ned'u min dunik fe elkav ileyhimül kavle inneküm le kazibun
87. Ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme ve dalle anhüm ma kanu yefterun
88. Ellezıne keferu ve saddu an sebılillahi zidnahüm azaben fevkal azabi bima kanu yüfsidun
89. Ve yevme neb'azü fı külli ümmetin şehıden ala haüla' ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likülli şey'iv ve hüdev ve rahmetev ve büşra lil müslimın
90. İnnellahe ye'müru bil adli vel ıhsani ve ıtai zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeızüküm lealleküm tezekkerun
91. Ve evfu bi ahdillahi iza ahettüm ve la tenkudul eymane ba'de tevkıdiha ve kad cealtümüllahe aleyküm kefıla innellahe ya'lemü ma tef'alun
92. Ve la tekunu kelletı nekadat ğazleha mim ba'di kuvvetin enkasa tettehızune eymaneküm dehalem beyneküm en tekune ümmetün hiye erba min ümmeh innema yeblukümüllahü bih ve le yübeyyinenne leküm yevmel kıyameti ma küntüm fıhi tahtelifun
93. Ve lev şaellahü le cealleküm ümmetev vahıdetev ve lakiy yüdıllü mey yeşaü ve yehdoı mey yeşa' ve le tüs'elünne amma küntüm ta'melun
94. Ve la tettehızu eymaneküm dehalem beyneküm fe tezille kademüm ba'de sübutiha ve tezukus sue bima sadedtüm an sebılillah ve leküm azabüm azıym
95. Ve la teşteru bi ahdillahi semenen kalıla innema ındellahi hüve hayrul leküm in küntüm ta'lemun
96. Ma ındeküm yenfedü ve ma ındellahi bak ve le necziyennellezıne saberu ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun
97. Men amile saliham min zekerin ev ünsa ve hüve mü'minün fe le nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la necziyennehüm ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun
98. Fe iza kara'tel kur'ane festeız billahi mineş şeytanir racım
99. İnnehu leyse lehu sültanün alellezıne amenu ve ala rabbihim yetevekkelun
100. İnnema sültanühu alellezıne yetevellevnehu vellezıne hüm bihı müşrikun
101. Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahü a'lemü bima yünezzilü kalu innema ente müfter bel ekseruhüm la ya'lemun
102. Kul nezzelehu ruhul kudüsi mir rabbike bil hakkı li yüsebbitellezıne amenu ve hüdev ve büşra lil müslimın
103. Ve le kad na'lemü ennehüm yekulune innema yüallimühu beşar lisanüllezı yulhıdune ileyhi a'cemiyyüv ve haza lisanün arabiyyüm mübın
104. İnnellezıne la yü'minune bi ayatillahi la yehdıhimüllahü ve lehüm azabün elım
105. İnnema yefteril kezibellezıne la yü'minune bi ayatillah ve ülaike hümül kazibun
106. Men kefera billahi mim ba'di ımanihı illa men ükrihe ve kalbühu mutmeinüm bil ımani ve lakim men şeraha bil küfri sadran fe aleyhim ğadabüm minellah ve lehüm azabün azıym
107. Zalike bi ennehümüstehabbül hayated dünya alel ahıratü ve ennellahe la yehdil kavmel kafirın
108. Ülaikellezıne tabeallahü ala kulubihim ve sem'ıhim ve ebsarihim ve ülaike hümül ğafilun
109. La cerame ennehüm fil ahırati hümül hasirun
110. Sümme inne rabbeke lillezıne haceru mim ba'di ma fütinu sümme cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahıym
111. Yevme te'tı küllü nefsin tücadilü an nefsiha ve tüveffa küllü nefsim ma amilet ve hüm la yuzlemun
112. Ve darabellahü meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye'tıha rizkuha rağadem min külli mekanin fe keferat bi en'umillahi fe ezakahallahü libasel cuı vel havfi bima kanu yasneun
113. Ve le kad caehüm rasulüm minhüm fe kezzebuhü fe ehazehümül azabü ve hüm zalimun
114. Fe külu mimma razekakümüllahü halalen tayyibev veşküru nı'metellahi in küntüm iyyahü ta'büdun
115. İnnema harrama aleykümül meytete ved deme ve lahmel hınzıri ve ma ühille li ğayrillahi bih fe menidturra ğayra bağıv ve la adin fe innellahe ğafurur rahıym
116. Ve la tekulu lima tesıfü elsinetükümül kezibe haza halalüv ve haza haramül li tefteru alellahil kezib innellezıne yefterune alellahil kezibe la yüflihun
117. Metaun kalılüv ve lehüm azabün elım
118. Ve alellezıne hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
119. Sümme inne rabbeke lillezıne amilüs sue bi cehaletin sümme tabu mim ba'di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahıym
120. İnne ibrahıme kane ümmeten kanitel lillahi hanıfa ve lem yekü minel müşrikın
121. Şakiral li en'umih ictebahü ve hedahü ila sıratım müstekıym
122. Ve ateynahü fid dünya haseneh ve innehu fil ahırati le mines salihıyn
123. Sümme evhayna ileyke enittebı' millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın
124. İnnema cüıles sebtü alellezınahtelefu fıh ve inne rabbeke le yahkümü beynehüm yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun
125. Üd'u ila sebıli rabbike bil hıkmeti vel mev'ızatil haseneti ve cadilhüm billetı hiye ahsen inne rabbeke hüve a'lemü bi men dalle an sebılihı ve hüve a'lemü bil mühtedın
126. Ve in akabtüm fe akıbu bi misli ma ukıbtüm bih ve lein sabertüm le hüve hayrul lissabirın
127. Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la tekü fı daykım mimma yemkürum
128. İnnellahe meallezınettekav vellezıne hüm muhsinun
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Allah'ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve Yücedir. (Nahl Suresi, 1)
Kullarından
dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka
İlah yoktur, şu halde Benden korkup-sakının, diye uyarın." (Nahl Suresi, 2)
Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden Yücedir. (Nahl Suresi, 3)
İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır. (Nahl Suresi, 4)
Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz. (Nahl Suresi, 5)
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır. (Nahl Suresi, 6)
Kendisine
ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar,
ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve
merhametlidir. (Nahl Suresi, 7)
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır? (Nahl Suresi, 8)
Yolu doğrultmak Allah'a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi. (Nahl Suresi, 9)
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. (Nahl Suresi, 10)
Onunla
sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her
türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için
ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)
Geceyi,
gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle
emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir
topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 12)
Yerde
sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza
verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler
vardır. (Nahl Suresi, 13)
Denizi
de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve
giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları)
yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından
aramanız ve şükretmeniz içindir. (Nahl Suresi, 14)
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz. (Nahl Suresi, 15)
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler. (Nahl Suresi, 16)
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 17)
Eğer
Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme
yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nahl Suresi, 18)
Allah, saklı tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı bilir. (Nahl Suresi, 19)
Allah'tan başka yakardıkları hiçbir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar. (Nahl Suresi, 20)
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar. (Nahl Suresi, 21)
Sizin İlahınız tek bir İlah'tır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. (Nahl Suresi, 22)
Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez. (Nahl Suresi, 23)
Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Eskilerin masalları" dediler. (Nahl Suresi, 24)
Kıyamet
gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının
günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük
yükleniyorlar. (Nahl Suresi, 25)
Onlardan
öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azap emri) onların
kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan
tepelerine çöktü; azap onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti. (Nahl Suresi, 26)
Sonra
(Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında
(mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?"
Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve
kötülük kafirlerin üstünedir." (Nahl Suresi, 27)
Ki
melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını
aldıklarında, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar.
Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir. (Nahl Suresi, 28)
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür. (Nahl Suresi, 29)
(Allah'tan)
Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu
dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu
ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. (Nahl Suresi, 30)
Adn
Cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların
her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle
ödüllendirir. (Nahl Suresi, 31)
Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." (Nahl Suresi, 32)
(Küfre
sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin
gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle
yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine
zulmediyorlardı. (Nahl Suresi, 33)
Böylece işledikleri kötülükleri kendilerine isabet etti ve alaya aldıkları şey, kendilerini sarıp-kuşatıverdi. (Nahl Suresi, 34)
Şirk
koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında
hiçbir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiçbir
şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde
elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı? (Nahl Suresi, 35)
Andolsun,
Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ
etmesi için) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah
hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık,
yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün. (Nahl Suresi, 36)
Sen,
onların hidayet bulmalarını ne kadar tutkuyla istesen de, Allah,
şüphesiz saptırdığına hidayet vermez, onlar için yardım edecek yoktur. (Nahl Suresi, 37)
Olanca
yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu,
O'nun üzerinde hak olan bir vaidtir, ancak insanların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 38)
Hakkında
ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve inkar edenlerin
kendilerinin yalancı olduklarını bilmesi için (diriltecektir). (Nahl Suresi, 39)
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)
Zulme
uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz
güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür.
Bilmiş olsalardı. (Nahl Suresi, 41)
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (Nahl Suresi, 42)
Biz
senden evvel kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler)
göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun. (Nahl Suresi, 43)
(Onları)
Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı)
indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da
iyice düşünsünler, diye. (Nahl Suresi, 44)
Artık
'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine
geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın
gelmeyeceğinden emin midirler? (Nahl Suresi, 45)
Ya
da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi
emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı) aciz bırakacak değildirler. (Nahl Suresi, 46)
Veya onları bir korku üzerinde yakalayıvermesinden (mi emindirler)? Öyleyse Rabbin, gerçekten şefkatli ve merhamet sahibidir. (Nahl Suresi, 47)
Allah'ın
herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri
küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner. (Nahl Suresi, 48)
Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. (Nahl Suresi, 49)
Üstlerinden (her an bir azap göndermeye kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar. (Nahl Suresi, 50)
Allah dedi ki: "İki İlah edinmeyin: O, ancak tek bir İlah'tır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun." (Nahl Suresi, 51)
Göklerde
ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak
O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? (Nahl Suresi, 52)
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız. (Nahl Suresi, 53)
Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar; (Nahl Suresi, 54)
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz. (Nahl Suresi, 55)
Kendilerine
rızık olarak verdiklerimizden, hiçbir şey bilmeyenlere paylar
ayırıyorlar. Andolsun Allah'a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı
mutlaka sorguya çekileceksiniz. (Nahl Suresi, 56)
Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O Yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir. (Nahl Suresi, 57)
Onlardan birine kız (çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle-taşarak yüzü simsiyah kesilir. (Nahl Suresi, 58)
Kendisine
verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir; onu
aşağılanarak tutacak mı, yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm
ne kötüdür? (Nahl Suresi, 59)
Ahirete
inanmayanların kötü örnekleri vardır, en Yüce örnekler ise Allah'a
aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nahl Suresi, 60)
Eğer
Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun
üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiçbir şey bırakmazdı; ancak onları adı
konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne
bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler. (Nahl Suresi, 61)
Onlar,
Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan
olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz
ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir. (Nahl Suresi, 62)
Andolsun
Allah'a, senden önceki ümmetlere de (elçiler) gönderdik, fakat şeytan
onlara yapıp ettiklerini süslü göstermiştir; bugün de onların velisi
odur ve onlar için acı bir azap vardır. (Nahl Suresi, 63)
Biz
kitabı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve
inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla)
indirmedik. (Nahl Suresi, 64)
Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 65)
Sizin
için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların
karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından,
içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)
Hurmalıkların
ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk
verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını
kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 67)
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (Nahl Suresi, 68)
Sonra
meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda
yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda
insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için
gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 69)
Allah
sizi yarattı, sonra sizi öldürüyor, sizden kimi de, bildikten sonra bir
şey bilmesin diye, ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilir.
Şüphesiz, Allah bilendir, herşeye güç yetirendir. (Nahl Suresi, 70)
Allah
rızıkta kiminizi kiminize üstün kıldı; üstün kılınanlar, rızıklarını
ellerinin altında bulunanlara onda eşit olacak şekilde çevirip-verici
değildirler. Şimdi Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? (Nahl Suresi, 71)
Allah
size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar
ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar,
batıla mı inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? (Nahl Suresi, 72)
Allah'ın
dışında, kendileri için göklerden ve yerden hiçbir rızka, hiçbir şeye
malik olmayan ve buna güçleri yetmeyen şeylere mi tapıyorlar? (Nahl Suresi, 73)
Artık Allah'a benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz. (Nahl Suresi, 74)
Allah,
(Kendisi'ne ortak koştuğunuz ilahlar konusunda) hiçbir şeye gücü
yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel
bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi
örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat
onların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 75)
Allah
şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü
yetmez ve herşeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne
gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol
üzerinde bulunanla eşit olabilir mi? (Nahl Suresi, 76)
Göklerin
ve yerin gaybı Allah'a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca
(süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz, Allah
herşeye güç yetirendir. (Nahl Suresi, 77)
Allah,
sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki
şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (Nahl Suresi, 78)
Göğün
boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı?
Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden
bir topluluk için bunda ayetler vardır. (Nahl Suresi, 79)
Allah,
size evlerinizi (içinde) "güvenlik ve huzur bulacağınız yerler" kıldı;
ve size hayvan derilerinden hem göç gününde, hem yerleşme gününde
kolaylıkla taşıyabileceğiniz evler; yünlerinden, yapağılarından ve
kıllarından bir zamana kadar giyimlikler-döşemelikler ve (ticaret için)
bir meta kıldı. (Nahl Suresi, 80)
Allah,
sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için
barınaklar-siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi
savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte
O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim
olursunuz. (Nahl Suresi, 81)
Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir. (Nahl Suresi, 82)
Onlar, Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da inkar ediyorlar; onların çoğu inkar edenlerdir. (Nahl Suresi, 83)
Her
ümmetten bir şahid göndereceğimiz gün; (artık ondan) sonra ne inkar
edenlere (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne (Allah'tan) hoşnutluk
dilekleri kabul edilecek. (Nahl Suresi, 84)
O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azap) hafifletilecek, ne süre tanınacak. (Nahl Suresi, 85)
O
şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördükleri zaman: "Rabbimiz, Seni
bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız bunlardır" diyecekler. (Onlar da
bunlara:) "Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz" diye sözü (geri
çevirip) fırlatacaklar. (Nahl Suresi, 86)
O gün (artık) Allah'a teslim olmuşlardır ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan çekilip-uzaklaşmıştır. (Nahl Suresi, 87)
İnkar edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; Biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azap üstüne azap ilave ettik. (Nahl Suresi, 88)
Her
ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz
gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı
sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir
müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)
Şüphesiz
Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin
utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır.
Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (Nahl Suresi, 90)
Ahidleştiğiniz
zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin, pekiştirdikten sonra yeminleri
bozmayın; çünkü Allah'ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şüphesiz Allah,
yaptıklarınızı bilir. (Nahl Suresi, 91)
Bir
ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye,
yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini
kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz
Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa
düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır. (Nahl Suresi, 92)
Eğer
Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet kılardı; ancak dilediğini saptırır,
dilediğini hidayete erdirir. Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu
tutulacaksınız. (Nahl Suresi, 93)
Yeminlerinizi
kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan
ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız.
(Ayrıca) Büyük azap da sizin içindir. (Nahl Suresi, 94)
Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmayın. Eğer bilirseniz, Allah Katında olan sizin için daha hayırlıdır. (Nahl Suresi, 95)
Sizin
yanınızda olan tükenir, Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır.
Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak
vereceğiz. (Nahl Suresi, 96)
Erkek
olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa,
hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını,
yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
Öyleyse Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın. (Nahl Suresi, 98)
Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. (Nahl Suresi, 99)
Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl Suresi, 100)
Biz
bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah
neyi indirdiğini daha iyi bilir.- “Sen yalnızca iftira edicisin"
dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 101)
De
ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, Müslümanlara bir müjde ve hidayet
olmak üzere, onu (Kur'an'ı) hak olarak Rabbinden Ruhu'l-Kudüs
indirmiştir." (Nahl Suresi, 102)
Andolsun
ki Biz, onların: "Bunu kendisine ancak bir beşer öğretmektedir"
dediklerini biliyoruz. Saparak kendisine yöneldikleri (kimse)nin dili
a'cemidir, bu ise açıkça Arapça olan bir dildir. (Nahl Suresi, 103)
Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah hidayete ulaştırmaz ve onlar için acı bir azap vardır. (Nahl Suresi, 104)
Yalanı, yalnızca Allah'ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların asıl kendileri onlardır. (Nahl Suresi, 105)
Kim
imanından sonra Allah'a (karşı) inkara sapıp da, -kalbi imanla tatmin
bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- inkara göğüs açarsa,
işte onların üstünde Allah'tan bir gazab vardır ve büyük azap
onlarındır. (Nahl Suresi, 106)
Bu,
onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve
şüphesiz Allah'ın da inkar eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi
nedeniyledir. (Nahl Suresi, 107)
Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir. (Nahl Suresi, 108)
Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır. (Nahl Suresi, 109)
Sonra
gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin,
ardından cihad edip, sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin
Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 110)
O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele eder ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme uğratılmazlar. (Nahl Suresi, 111)
Allah
bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da
her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük
etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku
elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)
Andolsun,
onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar;
böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azap onları
yakalayıverdi. (Nahl Suresi, 113)
Öyleyse
Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını
yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin. (Nahl Suresi, 114)
O,
size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş
olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve
sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır,
esirgeyendir. (Nahl Suresi, 115)
Dillerinizin
yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin.
Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı
yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. (Nahl Suresi, 116)
(Bu dünyada olup-biten) Pek az bir metadır. Onlara ise acı bir azap vardır. (Nahl Suresi, 117)
Yahudi
olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara
zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Nahl Suresi, 118)
Sonra
gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından
tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra
bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 119)
Gerçek şu ki, İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. (Nahl Suresi, 120)
O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti. (Nahl Suresi, 121)
Ve Biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır. (Nahl Suresi, 122)
Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy. O, müşriklerden değildi." (Nahl Suresi, 123)
Cumartesi,
ancak onda ihtilafa düşenlere (farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin, onların
ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
(Nahl Suresi, 124)
Rabbinin
yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde
mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete
ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)
Eğer
ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer
sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır. (Nahl Suresi, 126)
Sabret;
senin sabrın ancak Allah(ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma
ve kurmakta oldukları hileli-düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. (Nahl Suresi, 127)
Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir. (Nahl Suresi, 128)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder